Reklamlar
Hanta Virüsü Kalp-Akciğer Sendromu (HPS) ateşli bir hastalıktır. Virüsün kuluçka süresi türüne göre 7-39 ya da 9-33 gün olabilmektedir.
Hedef organ akciğerdir. Virüsü kapan kişideki ilk belirtiler soğuk algınlığı belirtilerine benzer şekilde yorgunluk, yüksek ateş (38°C ve yukarısı), kas, karın ve baş ağrısıdır.
Bu belirtileri izleyen 4-5 gün içinde damar içi geçirgenliğin artması nedeniyle iki yönlü akciğer ödemi, tansiyon düşüklüğü, nefes darlığı ve öksürük baş göstermektedir.
Hastalık hızlı bir şekilde ilerlediği için hastaya 24 saat içerisinde müdahale edilmesi gerekir. Aksi takdirde 48 saat içerisinde ölüm gerçekleşmektedir. HFRS’den daha ender görülmekle birlikte ölüm oranı % 50’dir. Hanta Virüsü Kalp-Akciğer Sendromu görülen hastalara oksijen tedavisi yapılır.
Böbrek Yetmezliğiyle Seyreden Kanamalı Ateş görülen hastalarsa diyalize sokulur. Her iki durumda da hastaya antiviral bir ilaç olan Ribavirin verilir.
Hanta virüsü enfeksiyonu teşhisinde;
- Serum ya da plazma örneklerinde Enzim İlintili İmmün Test (ELİSA)
- İndirekt İmmunfloresan Antikor Testi (IFAT)
- Enzim İmmuno Assay (EIA)
- İmmunoblot
- İmmünohistokimyasal
- Kinetik Revers Transkriptaz Polimeraz Zincir Reaksiyonu (RT-PCR) (nükleik asit dizi analizi) yöntemleri kullanılır.
Bazı kaynaklara göre Hanta virüsüne karşı aşı yoktur diğer kaynaklara göreyse aşı geliştirilmiş ama satışa sunulmamıştır.
Böbrek Yetmezliğiyle Seyreden Kanamalı Ateş (HFRS) için Kore’de bir aşı kullanılmakla birlikte bu aşının ne derece koruyucu olduğu halen tartışma konusudur.
Ülkemiz Hanta virüsü ile ilk kez 1997’de, bazı diyaliz hastalarında virüse ait antikorların saptanmasıyla tanıştı. 2004-2005 yılları arasında yapılan serolojik (serum bilimiyle ilgili) başka bir çalışmadaysa Trabzon, Rize ve İzmir illerinde yakalanan kemirici örneklerinden, 65 tarla faresinin sadece 4’ünde Puumala virüsü antikoru tespit edildi.
Bu yılın Şubat ve Nisan aylarında Zonguldak ve Bartın illerinde Hanta virüsü şüphesiyle hastanede tedavi gören 18 kişiden ikisi Böbrek Yetmezliğiyle Seyreden Kanamalı Ateş bulgularıyla hayatını kaybetti. Bu kişilerden birinin Refik Saydam Hıfzıssıhha Enstitüsü ve Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde incelenen ön testlerinde virüs çıkmamıştır.
Bu hastanın Hanta virüsü kaynaklı bir hastalıktan ölüp ölmediği halen tartışma konusudur. Ülkemizde Hanta virüsüyle ilgili araştırmalar Refik Saydam Hıfzıssıhha Enstitüsü, Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi, Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Tıp Fakültesi, Sağlık Bakanlığı, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi, Zonguldak İl Sağlık Müdürlüğü ve Bartın İl Sağlık Müdürlüğü’nde yapılmaktadır.
Türkiye’de Sorex araneus (Orman sivri faresi), Microtus arvalis (Orman faresi), Clethrionomys glareolus (Kısa kuyruklu kızıl orman faresi), Apodemus flavicollis (Sarı boyunlu orman faresi), Apodemus agrarius (Çizgili orman faresi), Rattus norvegicus (Norveç sıçanı veya göçmen sıçan) ve Rattus rattus (Ev sıçanı) türleri yayılış göstermektedir.
Doğada kemirici türleriyle beslenen yılan gibi sürüngenler, baykuş ve diğer yırtıcı kuşlar ile etçil memeliler kemirici popülasyonunu dengede tutar. Avcı sayısı azaldığında hızla artış gösteren kemiriciler yaşadıkları ormanlık ve ekili alanlardan, daha kolay besin bulabilecekleri insanlara ait yaşam alanlarına yayılmaya başlar. Bu nedenle sadece ülkemizde değil tüm dünyada doğal dengenin korunmasında kemiricilerle beslenen hayvanlar çok önemlidir.
Ülkemizde Hanta virüsünün yayılmasını engellemek için gerekli diğer bir önlem de bu virüsün neden olduğu hastalıkların daha sık görüldüğü Uzakdoğu ülkelerinden ticari amaçla gelen tır ve gemilerin sıkı bir şekilde kontrol edilmesidir.
Reklamlar :


