Reklamlar
Nasıl oluyor da her sabah kurduğumuz çalar saatten önce uyanıyoruz? Neden her akşam belli saatlerde göz kapaklarımızda bir ağırlık hissedip, ardından uyuma ihtiyacı duyuyoruz? Ya da tam da öğün saatlerinde karnımızın acıktığını hissediyoruz?
Tüm bu olayların sebebi aslında vücudumuzda mevcut olan ve vaktini hiç de şaşmayan bir BİYOLOJİK SAAT’in varlığıdır. Bu saatte ne rakamlar ne de akrep,yelkovan mevcuttur fakat kolumuzdaki saatle birebir paralellik göstermektedir.
Biyolojik saatimiz; sabah güneşin ilk ışıklarıyla işe koyulur. Göz kapaklarımız kapalı da olsa gözün retina (ağ tabaka) tabakasından algılanan ışık, burada MELANOPSİN adlı proteinlerle etkileşerek bir elektrik sinyali oluşturur. Gözde bulunan optik sinirler aracılığı ile beyne iletilen bu sinyal tam da geçiş güzergahı üstünde bulunan ANA SAAT dediğimiz yapıya uğrar.
Ana saat; beynin hipotalamusundaki SCN bölgesinde bulunur ve iki çekirdek (sinir hücresi öbeği) ten oluşur. Ana saat aldığı sinyalle PER ve CRY adı verilen molekülleri hızlı bir şekilde üretmeye başlar. Ana saate bağlı olan tüm ÇEVRESEL SAAT lerde kendilerini ana saate göre ayarlar ve gündüzün başladığını komutu böylece tüm vücuda iletilir.
Gündüzün bittiği algılandıgında ise PER ve CRY moleküllerinin üretimi sona erer ve bu kez daha yavaş bir şekilde parçalanma evresi başlar.
Ana saat sayesinde, beynimiz günün hangi saatinde olduğumuzu algılar ve çevresel saatler sayesinde bu bilgi akciğer, karaciğer, mide bağırsaklar gibi bütün organlarımıza iletilir. Bu bilgiler sayesinde sabah olunca ansızın uyanırız, öğün saatlerinde acıkırız. Ayrıca kan basıncımız, vücut ısımız gibi bir çok fizyolojik ihtiyacımız da biyolojik saatimiz sayesinde ayarlanır. Yapılan bir araştırmaya göre vücudumuzun bir günlük mesaisi şöyledir;
06.00: kortizon salgılanmasıyla organizma uyanır. metabolizma hareketlenerek günün işleri için enerji ve proteini hizmete sunar.
07.00: vücut hâlâ zayıf safhadadır. bu nedenle spor yapmaktan kaçının. kalbe ve dolaşıma gereksiz yere yüklenilmiş olur.sindirim organları bu saatte iyi çalışır, güzel bir kahvaltı edin.
08.00: nikotinin sağlığa en fazla zarar verdiği saattir. Kahvaltı sigarası damarları her zamankinden fazla daraltır.
09.00: vücudun kuvvetli olduğu saattir. iğne olacaksanız veya röntgen çektirecekseniz en uygun zaman.
10.00: vücut en yüksek ısısına ulaşmıştır,verimliliğiniz en üst düzeydedir. bellek yaratıcı ve dinamiktir. ama 10.00-12.00 arası enfarktüse sık rastlanır.
11.00: vücudumuzun tam formunda olduğu saat. zihnimiz hızlı çalışır ve özellikle hesap işleri zorlanmadan yapılabilir.
12.00: dikkat azalır, uyku basar. midedeki asit fazlalaşır, beyindeki kan azalır.
13.00: vücut formdan düşmüştür. verimlilik gün ortalamasının yüzde 20 altındadır.
14.00: tansiyon ve hormon düzeyi düştüğünden kendimizi bitkin hissederiz.diş hekiminden korkanlar bu saatte randevu almalı. çünkü bu saatte acıyı daha az hissederiz.
15.00: enerjimiz geri gelmiştir, belleğimiz tam formundadır. sabahkinden az olmakla birlikte ikinci verimliliğe yaklaşırız.
16.00 : spor için en iyi saat. tansiyon ve dolaşım çok iyi durumdadır. mide asidini önleyici ilaçların etkisi bu saatte daha verimlidir. VE en önemlisi mesai biter.
17.00: organların faaliyeti üst düzeyde.kuvvetimiz artar. böbrekler, mesane çok çalışır. akşam üstü midedeki asit miktarı fazlalaşır. 17'ye doğru mide kanaması geçirenler artar.
18.00: akşam yemeği için iyi bir saattir.pankreas özellikle aktiftir. karaciğer alkole karşı her zamankinden daha dayanıklı sayılır.
19.00: tansiyon ve nabız tembelleşir. bu nedenle, tansiyonu düşüren ilaçlar konusunda dikkatli olmalısınız. sinir sistemi üzerinde etkili olan ilaçların! tesir derecesi de fazladır.
20.00: karaciğerdeki yağ düzeyi düşer ve kullanılmış kan kalbe tekrar her zamankinden fazla akar. alerjisi olanlar,astımlılar ilaçlarını bu saatte almalı. antibiyotiklerin etkisi de artar.
21.00: sindirim organlarının günlük görevi sona erer. yenen her şey midede sabaha kadar hazmedilmeden kalır.
22.00: sigara içenler de son sigaralarını içmeli çünkü vücut nikotini daha zor atar.
23.00: tam dinlenme saatidir. organizma stres hormonu salgılamasını durdurur. sakinleşir, gevşeriz. tansiyon ve vücudun ısısı düşer.
24.00: uyuduğumuz sırada deri hücreleri durmaksızın çalışır. ilk rüya safhası başlar.
01.00: vücut kendini uykuya programlar. dikkat azaldığından bu saatte çalışanların hata yapma olasılığı, iş ve trafik kazaları artar.
02.00: görme duyusu ve refleksler zayıflar. bu nedenle trafik kazalarının çoğu bu saatte olur. vücut soğuğa karşı aşırı hassastır.
03.00: melatonin hormonunun! salgılanması tembelleştirir, kararsız yapar. melankolik hissetme artar ve intihar vakalarına rastlanır.
04.00: stres hormonundan enerji kazanırız.enfarktüsler 04.00 - 06.00 arasında özellikle fazlalaşır. çünkü tansiyon oldukça fazla yükselir, kalp damarları çabuk gerilir.
05.00: bu saatte vücuttaki erkeklik hormonu çok fazla salgılanır. stres hormonu gündüz değerinin 6 katına çıkar.kaybolan enerji geri gelir.
Eğer biyolojik saatimiz olmasaydı; gün içinde zamansız uykuya dalabilirdik, aniden vücut ısımız düşebilirdi, kan kasıncımız yükselebilirdi ve bunun gibi bir çok istenmeyen durum...
Bize düşen ise biyolojik saatimizin varlığının farkında olmak ve günlük hayatımızın ritmini onun ritmine uyak düşürmek. Geceleri uyumayıp gündüzleri uyumak yada öğün saatlerimizi atlamak gibi yanlış tutumlar bizi istenmeyen biyolojik ve psikolojik rahatsızlıklara sürükleyebilir.
Kaynak: İlim araştırma dergisi/ 39. sayı /eylül 2007
Biyolog SERPİL ŞAPOĞLU
Reklamlar :



Yorumlar
bilim kadını olma yoluda ılk adımlar..
RSS beslemesi, bu iletideki yorumlar için.