Reklamlar

(2 - kullanıcı oy verdi.)

Yıldızların evrimine dair modeller yıldızların yaşlandıkça, merkezlerindeki termonükleer tepkimeler sonucu parlaklıklarının arttığını söylüyor. Yıldızımız Güneş de bundan 3,8 milyar yıl önce, Arkeen çağı denen dönemde, şimdiki haline kıyasla % 30 daha donuktu.

Güneş ışınlarındaki bu azalma Dünya’da bir buz devri yaşandı, okyanuslar buz tuttu demek oluyor. Ancak jeolojik kanıtlar, beklenin aksine o dönemlerde Dünya’da bol miktarda su olduğunu gösteriyor.

O zamanlar atmosferdeki karbondioksit (CO2) yoğunluğunun şimdikinden 100 kat daha fazla olması bu ikilemin çözümü olarak sunuluyor. Ancak CO2 gibi sera etkisi yapan gazların miktarının bu kadar fazla olduğuna dair ikna edici bir kanıt henüz bulunamadı. Hatta Nature dergisinin 1 Nisan tarihli sayısında bu savı yanlışlayan bir çalışmaya yer verilmiş.

Çalışmalarını güneybatı Grönland’da gerçekleştiren Kopenhag Üniversitesi’nden Minik Rosing başkanlığındaki ekip, denizin altındaki 3,8 milyar yıllık tortul kayaları incelemiş ve tortullardaki manyetit ve siderit minerallerinin miktarını karşılaştırmış.

Atmosferden gelerek suda çözünen CO2 miktarının çok fazla olması durumunda siderit oluşurken, az olması durumunda manyetit oluşuyor. Bu gerçekten hareketle iki mineralin miktarlarını oranlayan ekip o zamanki CO2 miktarının şimdikinden ancak üç kat fazla olabileceğini bulmuş. Bu kadar CO2 ise gereken sera etkisini yaratıp okyanusları sıvı halde tutmaya yeterli değil.

Peki karbon dioksit yerine gezegenimizi sıcak tutan neydi? Ekibin açıklaması şöyle: “3,8 milyar yıl önce su üzerindeki kıta miktarı şimdikinden daha azdı. Bir yandan kıtalardan yansıyan ısı yüzdesi azken bir yandan da ısıyı emen okyanuslar daha çok yer kaplıyordu.3,8 Milyar Yıl Önce Okyanusların Buzlanmasına Ne Engel Oldu?

Ayrıca sulardaki canlıların ve çıkardıkları gazların azlığı nedeniyle gökyüzünde daha az bulut vardı.

Bulutların azlığı ise Güneş’ten gelen ışınların atmosferden geri yansımasının az olması demek.” Bu açıklama, sera etkisi yapan gazların hiç olmadığını göstermiyor, ama bu gazların sanıldığı kadar da etkili olmadığı ve o zamanki jeolojik koşulları açıklayabilecek başka etkenler üzerinde daha çok düşünülmesi gerektiğini gösteriyor.

Kaynak: Bilim Teknik Dergisi, Mayıs 2010, Sayı:510


Reklamlar :

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

Bize Ulaşın

Sorularınız için buraya tıklayın!..

İstatistikler

Üyeler : 5686
İçerik : 812

Kimler Sitede?

Şu anda 432 konuk ve 2 üye çevrimiçi

Etiket Bulutu