4.1. Hücre Zarından Madde Geçişi
Hücre ve dış ortam arasında gerçekleşen madde geçişi, hücre zarının yapısına ve geçecek maddenin özelliklerine bağlı. Kural olarak, bir maddenin hücre zarından geçebilmesi için, zar üzerinde bu maddeyi tanıyabilecek bir almaç bulunması gerekiyor.
Hücre zarından madde geçişi, enerji kullanılmaksızın pasif yollarla ya da enerjinin kullanıldığı aktif yollarla gerçekleşiyor. Hücre zarından geçişini görmek istediğiniz maddeyi seçiniz.
a) Alkol:
Hücre zarının esas yapısı yağ moleküllerinden oluşuyor. Bu nedenle, yağda eriyebilen ya da yağı çözme yeteneğine sahip tüm maddeler, hücre zarından rahatça geçebiliyor. Alkol ve aseton, yağ çözücü maddeler için iki örnek.
b) Su:
Su, molekülleri oldukça küçük yapılı bir madde. Ayrıca, zar yapısındaki fosfolipidlerin dışa bakan hidrofilik kısımlarıyla da etkileşiyor. Bu nedenle, zardan doğrudan ve kolayca geçebiliyor.
c) Oksijen:
Kural olarak maddeler, çok yoğun oldukları ortamdan daha az yoğunlukta bulundukları komşu ortamlara geçme eğilimindeler. “Difüzyon” olarak bilinen bu tip madde geçişinde, genellikle enerji kullanımına gerek kalmıyor. Oksijen, karbondioksit ve karbonmonoksit gibi gazlar, zardan difüzyon yoluyla geçiyor.
d) Glikoz:
Molekül boyutu ve elektrik yükü de pasif taşınma olaylarında etkili. Küçük yapılı moleküller, bu koşullara bağlı olarak, zarın bir yüzünden diğer yüzüne uzanan proteinler aracılığıyla zardan geçebiliyorlar. Bu olayın adı “kolaylaştırılmış difüzyon”.
e) Sodyum ve Potasyum:
Normal koşullarda zardan kendiliğinden geçemeyecek olan molekül ya da iyonlar, enerji kullanılarak zardan geçiriliyor. Aktif taşınma olarak bilinen bu örnekte, hücre içine K+ iyonlarının alınması ve Na+ iyonlarının dışarıya verilmesi, özel pompalar aracılığıyla ve enerji kullanılarak gerçekleşiyor. Enerji molekülü, zardaki proteinin yapısını değiştiriyor.
f) Salgı Maddesi:
Büyük bir molekül hücre dışı ortama verileceğinde, enerji kullanılarak ekzositoz yapılıyor. Sentezlenen salgı maddeleri ve hücresel atıklar, bu yolla hücre dışına veriliyor. Madde, bir kesecik içinde hücre zarına ulaştırılıyor. Keseciğin zarı hücre zarıyla kaynaşırken de madde dış ortama bırakılmış oluyor. Böylece, endositoz sırasında ortaya çıkan hücre zarı kaybı da giderilmiş oluyor.
g) Büyük Besinler:
Hücreye büyük bir molekül alınacağı zaman, enerji kullanılarak endositoz yapılıyor. Hücre zarı içeriye doğru çöküntü yaparak bir kesecik şeklini alıyor ya da dışarıya “pseudopod” adı verilen yapıları uzatarak hücre dışındaki maddeyi çevreliyor. Maddeyi içine hapseden kesecik, zardan koparak hücrenin içine geçiyor ve gerekli yere ulaştırılıyor. Hücre içine alınacak madde sıvıysa olayın adı “pinositoz (içme)”, katıysa da “fagositoz (yeme)” olarak biliniyor. Bağışıklık sistemi hücrelerimiz, vücudumuza giren yabancı madde ve organizmalarla da fagositoz yoluyla savaşıyor.


